More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  KALP SEVMEKTEN YORULMAZPhotosProfileFriendsGuestbook Tools Explore the Spaces community
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Comments (7)
  • View space
    *Hakyol İslam*
    April 24 11:44 AM

    KALP HASTALIĞI 

    “Ebû Alî Dekkâk” ki, evliyâ-yı kirâmdan.

    Aşkı ilâhî ile, yanardı kalbi her an 

    Bir tüccar talebesi var idi ki bu zâtın,

    Bu kişi, her nasılsa hastalandı ansızın.

    Hocası, ziyârete gitti bu talebeye.

    Ve ona suâl etti: “Hastalığın ne?” diye.

    Dedi ki: (Teheccüde kalktığım sırada ben,

    Abdest hazırlığına başlıyordum ki, birden,

    Duydum önce belimde, kuvvetli bir harâret.

    Sonra bir ağrıdı ki, şiddeti çoktu gâyet.)

    Buyurdu ki: (Evlâdım, "Kalbin hastalığı”nı,

    Henüz iyi etmeden, bırak "başka ağrı"nı.

    Nitekim hasta ise, insanın kalbi eğer,

    Diğer hastalıklara verilir mi hiç değer?

    Kalbin hastalığı da, “Dünyâ'ya muhabbet”tir.

    Kalpte bu sevgi varsa, o kalp “Hasta” demektir.

    Tek ilâcı şudur ki, kalp hastalığının da,

    "Allah adamları"nın, bulunmaktır yanında.

    Yâni hep "iyiler"le birlikte bulunmaktır.

    Kalbi hasta olmıyan kimselerle olmaktır.)

    Bu zât, bir müddet sonra teslîm etti rûhunu.

    Sevdiklerinden biri, rüyâda gördü onu.

    Baktı ki, üzüntülü ve devam üzre ağlar.

    Dünyâ'ya geri dönmek isteyen bir hâli var.

    Sordu ki: (Ey efendim, ne için ağlarsınız?

    Dünyâ'ya dönmeyi mi yoksa arzularsınız?)

    Buyurdu ki: (İsterim dünyâ'ya geri dönmek.

    Lâkin değil niyetim, konuşup nutuk vermek.

    Elime, bastonumu alırım bu gidişte,

    Yalnız "Bir iş" yaparım, uğraşmam "başka iş"le.

    Ayağıma giyerim, demirden ayakkabı.

    Gezerim usanmadan, dünyâ'yı kapı kapı.

    Derim ki: "Ey insanlar, ölüm var, âhiret var!

    Gafletle yaşamayın, Cehennem var, azap var.

    Sonu pişmânlık olan işlerden kaçınınız.

    Hesap var âhirette, iyi hazırlanınız.")

    Bir gün de, zengin biri, bu “Velî”nin yanına,

    Gelip, arz eyledi ki: (Nasîhat edin bana.)

    Buyurdu ki: (Kardeşim, zenginlik mühim değil.

    Zîrâ bu, zannetme ki seâdete erdirir.

    Mühim olan, parayı nereden kazandınız?

    Ve onu, nerelere ve nasıl harcadınız?

    Helâlden kazanmıyan, bin defâ Hacc’a gitse,

    Yine de, Cehenneme dûçâr olur o kimse.

    Ve kılsa da o kişi, bin rekât günde namâz,

    Yine de, "Cehennem"den kendini kurtaramaz.

    Zîrâ eğer haramla beslenirse bir beden,

    Hiç sevap kazanamaz, yaptığı ibâdetten.(ABDULLATİF UYAN)

    S.A KARDEŞİM SPACES GÜZEL OLMUŞ DEVAMINI DİLERİM SELAM  VE DUA İLE ...

  • View space
    ahmed
    April 24 8:56 AM

    Dört soru, dört cevap
     

    Bir adam Hz. Ali’ye (k.v.) geldi ve:
    “Sana sormak istediğim dört sorum var” dedi.

    İlim Şehrinin Kapısı:
    “Buyur, sor!” dedi.

    Adam sordu:
    “Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?”

    Hz. Ali cevap verdi:
    “Tövbe etmek vaciptir; günahları terk ise ondan önce vaciptir.”

    Adam sordu:
    “Yakın nedir? Yakından yakın nedir?”

    Hz. Ali cevap verdi:
    “Kıyamet yakındır; ölüm ondan daha yakındır.”

    Adam sordu:
    “Acayip nedir? Acayipten daha acayip nedir?”

    Hz. Ali cevap verdi:
    “Dünya acayiptir; dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.”

    Ve adam son olarak, şu soruyu sordu:

    “Zor nedir? Zordan daha zor nedir?”
    Ve Hz. Ali, bu son soruya da, şöyle cevap verdi:
    “Kabir zordur; azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur.”

    selam ve dua ile kardeşim

  • View space
    ahmed
    April 23 7:54 PM
    Vesile bin Aska’dan (Radiyallahu Anh):

    "Allah Resûlü Aleyhisselatü Vesselam buyurdu ki:

    – Din kardeşine gelen bir musibet ve kötülükten dolayı sakın sevinme.
    Sonra, Allah, onu rahmetiyle kuşatır da, seni imtihan eder (aynı belâya seni müptela eder)."

    (Tirmizi

    Muaz bin Cebel’den (Radiyallahu Anh):

    " – Kim günah işleyip de tevbe eden kimseyi, işlediği o günahtan dolayı kınarsa, kendisi o günahı işlemeden ölmez."

    (İmam Ahmed)

    Bu hadislerde, bir mü’minin başına gelen bir musibet ve belâdan dolayı sevinmek; o mü’minin işlediği bir günahtan dolayı, yaptığına pişman olup olmadığına bakmadan, onu kınayıp kötülemek şiddetle men’edilmiştir.

    Müslüman, herkese karşı hayırhâhtır. Yani, başkaları için sadece hayır ister, iyilik düşünür. Kimsenin kötülüğünü istemez. Kimsenin kötülüğüne sevinmez. Kimseyi hata ve günahlarından dolayı kınayıp ayıplamaz.

    Herkesin hayrına duacıdır.
    selam ve dua ile kardeşim
  • View space
    Halil Sak.Eskişehir-Sınıf Öğretm
    April 16 9:52 PM

     

     

     

    Dünya madem fânidir.

    Hem madem ömür kısadır.

    Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.

    Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.

    Hem madem dünya sahipsiz değil.

    Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var.

    Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır.

    Hem madem "Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez." (Bakara Sûresi, 2:286.)

    sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur.

    Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır.

    Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.


    Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.


    Bediüzzaman Said Nursi

    selam ve dua ile...

     

  • View space
    Halil Sak.Eskişehir-Sınıf Öğretm
    March 27 5:26 PM

    İnsana dair

    Murat Karaca*

    • EY İNSAN! Mutlak acizsin. Ama mahsun olma; O'nun güzel isimlerine ayine olman veçhiyle sonsuz değerlisin.

    • Ey İnsan! Sakın ha; şu zevale yüz tutmuş alem-i faniye ehemmiyet verme, onun içine dalıp günahlara bulaşma, gaflete müteveccih olup vazife-i asliyeni unutma. Unutma ki, vazife-i asliyen ötelere yönelip, şu muvakkat âlemden kurtulmaktır. Resûl'ün nurlu iklimine girip, Allah'a kulluk etmektir. Evet gördüm ki, kurtuluşumuz sadece bu ulvi vazifeye namzed olma gayreti ve niyetiyle mümkündür.

    • Ey İnsan! Ötelere talip olmalısın, burada kalamazsın. Çünkü işin sırrına erenler burada kalmadılar, vuslata ötelerde erdiler. Öteler ah öteler, kimbilir nice vuslatları gözlemekteler!

    • Ey İnsan! Varım dersen kendine yazık edersin. Yokum dersen kainattan daha geniş bir âlemin kapılarını aralarsın.

    • Ey İnsan! Detaylara girip vesveseyi davet etme. Bırak ki, o da seni bıraksın.

    • Ey İnsan! Kaldır başını ve bak, kâinatta herşey yardımlaşıyor. Sen de, yardımlaşmalı ve paylaşmalısın. Ver ki, sana da verilsin.

    • Ey İnsan! Hüzünle mücadeleyi bırak, hüzünle dost olmayı dene.

    • Ey İnsan! Mesleğin had bildirmek olmasın. Haddini bilmek olsun.

    • Ey İnsan! Kendine sormalısın: Kimi yüceltiyorsun? Kendini mi? Cemaatini mi? Malını ve evlatlarını mı? Yüceltmek fıtri bir duygudur. Ve Sadece O’nu yüceltmen için verilmiştir.

    • Ey İnsan! Ömrünün şu an’ını hayali yarınlar uğruna satma. Yarın diye birşey yok. Yarın şu an’ın vücut bulmuş hali değil mi? Ki sen ona şu an sahipsin.

    • Ey İnsan! Şunu bil ki; Nefsinin kusurunu gören kabul eder. Kabul eden tevbe eder. Tevbe eden Allah’a sığınır. Allah’a sığınan Rahmete kavuşur. Rahmete kavuşan şeytandan kurtulur.

    • Ey İnsan! Kuralları Yaratıcı koyar. Sen kulsun. Sana düşen kurallara uymak ve hikmetlerini keşfetmektir.

    • Ey İnsan! Ezan bir davettir. Namaz davete icabet etmektir. Davet eden kim? Davete icabet etmeyen kim? Kendine sormalısın…

    • Ey İnsan! Gelene çok sevinme, gidene çok üzülme.

    • Ey İnsan! Namazı bekle, namazı bekletme.

    • Ey İnsan! Namazda gevşeme; gevşersin.

    • Ey İnsan! Sen namazı bırakmazsan, namaz seni bırakmaz. Bırakan sen olma ki, namaz üzülüp mahzun olmasın.

    • Ey İnsan! Aldatmak, aldanmaktır.

    • Ey İnsan. Madem bütün hadisat Allah’tan onay ve müsaade alarak vücut buluyor, başıboş değil. Hadisatla uğraşmayı bırak. Hadisata tebessüm et, hadisatla barış. Niye deme. Hikmetini sorgula.

    • Ey İnsan! Varoluşu varedilmişler açıklayamaz. Varoluşu ancak Vareden açıklayabilir. Görevin varoluşu gözlemlemek ve müşahitlik etmektir.

    • Ey İnsan! Rabbim seni seviyor, sana değer veriyor, seni önemsiyor, seni kendine muhatap kabul ediyor, beş vakit sana özel davet gönderiyor. Yürümelisin. Yorulsan da, zorlansan da yürümelisin. Yapabilirsin. Yolun açık olsun.

    • Ey insan! Dualarında kardeşlerin de yer bulsun… Vesselam