MEHMET's profileKALP SEVMEKTEN YORULMAZPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 10

    KALBİMİZİ KORUYANA DUA

     
     
     
     
     
     
    Aydan geceyi, güneşten gündüzü var eden, inciyi midyenin midesinde, balı arının peteğinde var eden, yağmurdan baharı, topraktan çiçeği var eden, kalbimizi yoktan var eden Rabbimiz''e hamd olsun ..
    Allah''ım! Kalbimize nakşettiklerin için sana şükrediyoruz.
    Acıların karşılığında ceni sunduğun, günahlarımızı rahmetinle affettiğin, sevgiyi bize verdiğin için, sana şükürler olsun.
    Yokuşta elimizi tutan, melekleri bize arkadaş kılan, aşkı kalbimize yoldaş kılan ...
    Rabbimiz! Kalbimizdeki yaralarımızı iyileştir. Sana ve senin aşkına yolculuğumuzu tamama erdir. Sevdiklerimizi koru. Çocukları koru. Senin adına dağları mesken tutanları koru. Bizi koru. Kalbimizi koru. Filistin''i koru. Çeçenistan''ı koru. Keşmir''i koru. Doğu Türkistan''ı koru. Afganistan''ı koru. AIlah''ım! Bizi korkutma ki; bizler birer ceylanız; korkudan yüreğimiz telaşIanır. Bizi zorlukla sınama ki, kırılgan bir cesaretimiz var. Senden ayrı koma ki, sevdiğimizden ayrılık, ferini alır gözlerimizin. Allah''ım! Bizi uzağında bırakma. Şahdamarımıza sırlarını akıt. Rabbim! Seni bilmenin heyecanını bize tattır. Kalbimizi gülle doldur. Yarabbi! Kalbimizi koru, kalbimizi koru! Amin!
    Dua, dua, dua ...
    Biz değil miyiz en ıssız fırtınalarda dahi sabırla yanaşan DUA limanlarına? ..
    Ve bu kutlu limanda O sevgililer sevgilisine yalvaran biz değil miyiz? .
    Evet dostlar. Bu anlamlı yolculukta siz de bekleniyorsunuz kutlu limanlara ...
    Dua, dua, dua ...
    Ellerimizi açalım ve kalpten isteyelim Sevgililer Sevgilisi''nden .. Aşkın sahibinden kaybettiğimiz aşkımızı isteyelim ... isteyelim ki versin ...
    Biliriz ki 0, kullarını korur ve gözetir, yeter ki kulları O''nu ansın ve dua etsin ...
    Müslümanlar''ın bu zor günlerinde DUA silahımızı kuşanalım ey insanlar!! !
    Dua, biliriz ki iki çeşittir ... Biri ulvî, biri fiîlî dua ...
    Bize belki Rahmani dua daha kolay geliyor. illaki onsuz olmuyor lâkin artık duanın diğer yüzünü de yani fiîlî duayı da kullanalım ve bir ş.eyler yapalım ...

    Bir çocuk büyütelim... Bir aç doyuralım ...
    Bir sevgi besleyelim .
    Bir sevda yeşertelim .
    Bir kitap okuyalım ...
    Bir DUA edelim; yürekten ... Aminler arasında.
    Bir dua ... Sonra:
    Yalvaralım O mühür sahibine ... Ve O''ndan yardım isteyelim ... Bir selam verelim ...
    Bir salâvat getirelim. ..
    Bir gönül rızası alalım ...
    Bir cümle yazalım ...
    Ve ne yaparsak, Allah için yapalım ... Bir gül yetiştirelim…
    Bir gece olalım ...
    Bir gündüz çağıralım ... Bir kandil yakalım ... Bir mum ışığı olalım ... Bir düş kuralım ...
    Bir düşler Ülkesine uçalım ... Bir hayal edelim ...
    Bir mecnun çağıralım Bir Bilal olalım ...
    Ve göğsümüzde taş yeşertelim ... Bir Sümeyye olalım ...
    Ve kalbimizde ağırlayalım. acımasız mızrakları…Bir Filistin''li olalım ...
    Bir tankın altına yatalım ... Bir Çeçen olalım ... Sevdamıza koşalım ...
    Ve ölümü sevelim ...
    Ve biz,
    Müslüman olduğumuzu UNUTMAYALIM!!! Müslümanlığı, kimliklerle sınırlamayalım ... VE GÜLE ONUN KOKUSUNU VEREN RAB''BE BİRAZ DAHA YAKLAŞALIM ...
    Evet Dostum ...
    Artık sıra sende ...
    Ne yaparsan yap;
    Allah için olsun.
    Allah için ...
    Allah için .. :
    Allah-u Teala tüm dualarımızı kabul etsin ... Amin ...
    ALLAH TÜM MÜSLÜMANLAR''I BU ZOR İMTİHANDA
    BAŞARIYA ULAŞTIRSIN İNŞAALLAH ...

    Allah Razı Olsun " Duası.., Ne guzel dua

    Mesaj: #1
    " Allah Razı Olsun " Duası.., Ne guzel dua
    [Resim: avatar1w.jpg]

    Dilimize yerleşmiş bazı deyimler var. İçlerinde ALLAH (celle celalühu) ismini içeren... Öyle bir hale gelmiş ki artık, imandan nasibi olmayan biri bile farkında olmadan bu deyimleri kullanıyor söz arasında...
    Örneğin şaşırdığımız zaman "ALLAH ALLAH ....." diyoruz gözlerimizi açarak.

    Beklenmedik bir şeyle karşılaştığımızda "Hayırdır inşallah" sözleri dökülüyor dilimizden...
    Kızdığımız zaman "La havle vela kuvvete..." diyoruz farkında olarak veya olmayarak...
    Yine kızgınlık anımızda "Fesübhanallah..." deyiveriyoruz..


    Annelerimiz, küçükken yaptığımız yaramazlıklar karşısında çok kızmalarına rağmen, sinirle "ALLAH senin müstehakını versin" diyor veya "ALLAH iyiliğini versin"... O kızgınlık içinde çok güzel bir dua çıkıyor ağızlarından...

    Teşekkür edilecek, sağol denilebilecek durumlarda da "ALLAH razı olsun" diyoruz...Bu duaların kültürümüze, dilimize bu denli işlemesi ne kadar hoş... Belki kulaklarımız aşina olduğundan farkında değiliz ancak bu dualar çok önemli, çok güzel dualar.

    Örneğin "ALLAH razı olsun...".
    ALLAH'ın bizden razı olması ne demektir?
    Bakalım Kur'ân-ı Kerîm ne cevap verecek?

    Mübarek Tevbe suresi, 72. ayet: "ALLAH mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. ALLAH'ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır"

    Bu ayeti okuyunca farkettim ki, söylediğimiz "ALLAH razı olsun" duası meğer ne güzel bir duaymış ALLAH.


    ALINTI

    Zaten hayat da uzun bir DUA'dır..

    Hani bir büyük sıkıntı anında kırılır ya, yüreğinizdeki bütün aynalar:Kırılırda hani, kırık aynalarda oynaşır ya hayalleriniz. Ümitleriniz tökezler de hani, tereddütlere düşersiniz ya kimi zaman:Çırpınırsınız...


    Hani çırpınırken uzanacak bir dost eli ararsınız, fakat bulamazsınız bir türlü; ve kala kalırsınız ya hani dertlerinizle baş başa, kimsesiz, dostsuz...Ozaman bilin ki ALLAH kimsesizlerin kimsesidir... Bilin ki ALLAH dosttur: "Dost istersiniz ALLAH yeter!"



    Hani en soluksuz deminizde hayallerinizin kıyısına çömelip başınız ellerinizin arasında sevginize ağıt yakarsınız ya...


    Hani çözümsüzlüğe çaresizliğe tıkanır da uçan kuştan teselli arar hale gelirsiniz ya bazen...


    Hani yıllarınızı verdiğiniz yerde soluksuz kalıp yıllara kurban olursunuz da bir türlü anlaşılamamanın hicranına düşersiniz ya...


    Hani kuşlar şen çığlıklarla uçup geçerken üstünüzden bir Zümrüd-ü Anka olup onlarla birlikte uçmak istersiniz ya: Uçmak değil, kendinizden kaçmak...


    Hani kendi garipliğinizden, yalnızlığınızdan kaçmak istedikçe yalnızlığınıza, garipliğinize saplanırsınız ya boylu boyunca...


    YALNIZ DEĞİLSİNİZ: Herkesin ve her şeyin bittiği anlarda da ALLAH var!




    Öyle bir an gelir ki, koca kainatın içinde ufalıp zerreleştiğinizi idrak edersiniz. Bir yanınızda acziniz, bir yanınızda za'fınız, bir yanınızda fakrınız ve dolu dolu çaresizliğinizle baş başa kalırsınız...


    İşte o an insanca iradenin çözüldüğü ve insanoğlunun kendinde vehmettiği gücün ayaklarına dolaştığı andır: O an gerçekten kulluk anıdır.


    İradeniz çözülüp kendinizde vehmettiğiniz güçler ayağınıza dolandıkça derin aczinizle birlikte kulluğunuzu idrak edip Külli İrade Sahibine yönelin.


    ŞİMDİ VAKİT DUA VAKTİDİR: "Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu" buyuran Yaratıcı'ya iltica vakti...


    Bütün kapıların kapandığını sandığınız anda DUA kapısı ardına kadar açılır önünüzde, çarelerin bittiği yerde DUA tek çare olarak karşınıza çıkar...




    Çözümsüzlüğe tıkanıp uyuyamadığınız uzun gecelerden bir gece kalkın. Şebnemlerin sabah meltemiyle kucaklaştığı bu hasret vaktinde rahmetin ve şefkatin tecellisini yatakta bekleyin tembelliğinizi sürüyerek dirilin...


    Uykusuz geçirdiğiniz koca bir elem gecesinde hangi problemi çözdüğünüzü düşünün. Kendinizi hırpalamanın dışında neye yaramış ki kuruntularınız, dertlenmenizle neyi halletmişsiniz?


    Vah zavallı ben! Kendimde bir güç ve kudret vehmettikçe kudretim aczime çarpıp tuz-buz oluyor. Eğer idrak edebilseydim varlık sebebimi, gerçekten anlayabilseydim Rabbim gemisinde bir yolcu olduğumu, sırtımda dünya yüküyle kendime işkence eder miydim?




    İstesek de, istemesek de dünya dönüyor, güneş doğuyor, yağmur yağıyor, rüzgar esiyor, çiçek açıyor... İstesek de, istemesek de yaşlanıyoruz.


    Bir saniye öncesi kaybımız, bir saniye sonrası ise meçhulümüz: Elimizde sadece yaşadığımız "an" var. Ne kadar çaresisiz!


    Öyleyse bırakalım her şeye hükmeden versin hakkımızda en hayırlı hükmü.


    Atın sırtınızdan dünya elemini, durun ALLAH'ın huzuruna; sonra diz çökün önüne, boyun bükün. Hükme tabi olup elemlerden kurtulmak varken, kendimizi hüküm mevkiinde sayıp rezil olmak niye? Üstelik takatımız yükümüzü taşımaya etmiyor.




    Bin hamal gibi vehimlerimi ömür boyu taşımaktan bıktım; Artık Yaradan'a tümden teslim olup "kullukta varlık" aramak istiyorum.


    "Ya RAB! Çaresi bulunan şeyde acze, bulunmayan şeyde ye'se düşürme bizi..." diye de DUA ediyorum.


    Zaten hayat da uzun bir DUA'dır..