MEHMET's profileKALP SEVMEKTEN YORULMAZPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 29

    BAŞÖRTÜLÜ KIZIN İBRETLİK RÜYASI

    BAŞÖRTÜLÜ KIZIN İBRETLİK RÜYASI

    Genç Kızın son senesiydi okulun bitmesine bir sene kala başörtüsü yasağının polis nezaretinde uygulanmaya başlanmıştı.
    Yasağa karşı direniş zincirleri de yavaş yavaş aile ve bazı cemaatlerden gelen başınızı açın emeğinizi zay etmeyin, büyük hayırlar için küçük şerleri kabul edin, yasağa direnmeyin, islama hizmet için başka çare yok, zaten başörtüsü fer-i bir mesele olduğunu islamın tek otoriter efendi hazretleri beyan etmeleriyle, çözülmeye başlamıştı, direniş zincirleri.
    Genç kız bu fetvalar ve aile baskısı karşısında başını açıp taviz veren kervanına katılan kızların gitmesiyle artık iyice yalnız kalmıştı, kendisi gibi direnen birkaç kız kalmıştı yanıbaşında. Onun vicdanı bu fetvayı kabul etmiyordu bir türlü.
    Başörtüsü farzdı nasıl farzı terk edebilirdi.
    İkna odalarına girmeden cemaat ağabeylerinin başınızı açın iknalarına maruz kalmıştı,nefsi aç diyordu,ama vicdanı rahatsız ediyordu onu açma diyordu. Bazı cemaatler ise haramdır başını açmak diyordu bazıları zaruret haramları helal eder diyordu.genç kız bu fikir ve fetva karmaşası karşısında bocalamaktan bıkmıştı.artık sadece medet umacağı ve güveneceği Allah
    kalmıştı. ONDAN YARDIM İSTEDİ.

    ''RABBİM işin hakikatini göster yardım et RABBİM '' diye yaşlı gözlerle yalvarmıştı. O gece rüyasında iki hakikat sineması görmüştü.
    O hakikat sinemasında mason vali Nevzat Tandoğan Bediüzzaman hazretlerine: Hoca şu sarığı çıkarıp şapkayı başına geçireceksin. Kanunlarımıza riayet edeceksin diyordu. Bediüzzaman hiddetlenmişti bana bakNevzat bu sarık bu baş ile çıkar saçlarım adedince başım olsa hakikati Kuraniyeye hepsini feda ederim diyordu.

    İkinci hakikat sinemasında şöyle nida ediyordu:

    Bediüzzaman :Ekmeksiz yaşarım ama hürriyetsiz asla,ve o BAŞÖRSÜNÜ TEFEURAT GÖREN FETVA SAHİBİNİ minberden aşağı atıyordu.ŞÖYE DİYORDU: sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır diye haykırıyordu.

    Genç kız kan ter içinde rüyadan uyanmıştı, RABBİne şükür etti kendisine hakikati gösterdiği için. Kendisine kimin kötülük edip başlarını din namına İslam adına açtıranların gerçek yüzlerini anlamıştı artık .

    Bediüzzaman sünnet olan sarığı için başını verirken, ben farz olan örtüm için hayatımı versem azdır diyordu niçin okulu bıraktın diyenlere.

    NOT:Bu hikaye gerçektir.genç kızın gördükleri hakikattir.bir dergiden alıntıdır

    selametle...

    BU BENİM BAŞÖRTÜM OLAMAZ

    ..::BU BENiM BAşöRTüM OLAMAZ::..

    Bu, " benim başörtüm olamaz!
    Benim başörtüm geçmişi gibi temiz olmalı
    Reklam çarkında dişli olmamalı
    Oluk gibi akan paraların suyu olmamalı
    Bu, benim başörtüm olamaz.!

    Irak'taki anaların başörtüsüne kan bulaşmışsa
    Filistinde şehit anaların başörtüsüne göz yaşı değmişse
    Ve dünyanın her bir yerinde rengini siyaha bulamışsa
    Bu, benim başörtüm olamaz.!

    Kendi ülkemde başörtüme joplar değmişse
    Okumak için gittiğim üniversitenin önünde zorla çekilip çıkartılmışsa
    Nâmehram bir el uzanmışsa;
    Okul önlerinde başörtüm için ağlamışsam
    Bu, benim başörtüm olamaz.!

    imam hatipler de yasaklanmışsa
    Bir suçlu gibi okulumda panzerlerle karşılanmışsam;
    Okul önünde onun için kendimi hayallerime zincirlemişsem;
    Okulda müdürüm,evde anam babam aç dediği zaman açmam Allah'ın emri demişsem
    Ve bununla da gurur duymuşsam
    Gururum için ülkemden manevi sürgün edilmişsem
    Gözüm yaşlı ecnebi diyarlara gurbete gitmişsem
    Bu, benim başörtüm olamaz.!

    Kirli bedenler üzerinde sergilenmişse;
    şûh bakışlarda şehvete teslim edilmişse;
    Başörtüm için "türban" diyen zihinlerde sergilenmişse
    Harama renk vermişse
    Hîcâp yoksunu insanların eli değmişse ;
    Sokaklarda caddelerde bilbordların yeni yüzü olmuşsa
    Defilelerde haram bakışların ağzının suyu akmışsa
    Bu, benim başörtüm olamaz.!


    Benim başörtüm
    Edep kokulu
    Hâyâ asili
    Hüzün renkli
    Gözyaşı işlemeli
    Ve sünnet timsâli olmalı...


    Sevdenur iNCi

    September 20

    DUANIN GÜCÜ....................

     ALINTI)
    Uzmanlık eğitimi yaptığım hastanede yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalıştığım sıralardaydı.Hastanede doğan bir kiloğram civarında ağırlığı olan bir bebek yoğun bakıma yatırıldı.Bebek premetür doğduğu için tabiki gelişimini tamamlayamamıştı.bebek solunum cihazına bağlanarak ve diğer gerekli tedaviler başlanarak bebek takibe alındı.

           Ancak bilindiği gibi bu şekilde doğan bebeklerin (özellikle de akciğerlerinin gelişimi cok geri ise) yaşama şansları en iyi yoğunbakım şartlarında bile  cok azdır.

             Bu bebeklerde solunum yetmezliği vardır, infeksiyonlara yatkındırlar, intrakranial (beyin) kanamalar sık görülür, NEC dediğmiz (barsakların ağır bir enfeksiyonu) tablo sık görülür.

         Ve bu durumlardan herhangi biri bile gelişirse  genellikle sonuç kötüdür . ( bebeğin kaybedilme ihtimali çok fzladır) 

          (Çalışmakta olduğum yoğunbakımda çalışan doktorlar her gün saat 13:00 çocuklar hakkında  ailelere bilgi verirdi.anneler de sadece emzirme saatlerinde bebeklerini görebilirlerdi.)

         Yukarıda bahsettiğim bebeğin takibini ben yapıyordun.Bebek solunum cihazına bağlı hayat mücadelesi verirken biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.Ancak bebekte sepsis gelişti , daha sonra intrakranial kanama ve  son olarakta NEC gelişti.Yani  yoğunbakımda yatan bir bebeğin başına gelebilecek tüm kötü durumlar gerçekleşti. Bebeği takip eden tüm doktorlar olarak bizler  yapılabilecek her şeyi yapıyoruz ama bir taraftandan da her an bebeği kaybedebileceğimizi düşünüyorduk ve aileyi bu şekilde bilgilendiriyorduk.

           Bu süreç devam ederken gözümüzden kaçmyan bir durumda oluyordu.Bebeğin annesi her emzirme saatinde ( üç saatte bir) yoğun bakıma geliyor ve pencereden bebğinin karşısına durup  devamlı  dua ediyordu.Bizde bunu gördükçe çok üzülüyor ve keşke birşey yapabilsek diye düşünüyorduk.

           Her bilgi verme saatinde aileye söylediğimiz aynıydı. HER AN ÖLEBİLİR!!!

           Çocukta kansızlık gelişti ve  aileden kan istedik ama isterken söylediğimiz pek yararının olacağını zannetmiyoruz ama doktor alarak ta gerekeni yapmak zorundayız diye söylüyoruz.

          Yukarıdaki hastalıkların birine bile yakalanan bebeklerin çoğu ölürken bu hastalıkların hepsine yakalanan bu bebek yavaş yavaş kendini toparladı ve nihayet taburcu oldu.

          Bebek kontrole geldiğinde gelişiminin de gayet iyi olduğunu gördüm.

          BİZİM BEBEĞİN ÖLÜMÜNÜ BEKLERKEN BELKİDE UNUTTUĞUMUZ BİR ŞEY VARDI.

          YOKTAN VAR ETMEYE GÜCÜ YETENİN HAŞA VERDİĞİ HASTALIĞI İYİLEŞTİRMEYE Mİ  GÜCÜ YETMEYECEKTİ.

          HERKESİN UMUDUNU KESTİĞİ BİR ANDA ANNENİN  YÜCE YARTICIDAN ÜMİT KESMEYEREK  DUASINA DEVAM ETMESİ VE BİZLERİNDE TIBBEN GEREKLİ HER ŞEYİ    YAPMAMIZ (HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ) ÇOCUĞUN YAŞAMASINA VESİLE OLMUŞTU.

           BİZ GENELLİKLE ÇARESİZ KALDIĞIMIZI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ZAMAN BAŞVURDUĞUMUZ DUANIN GÜCÜNÜ SON ZAMANLARDA ABD DE YAPILAN BİR ARAŞTIRMADA DA ORTAYA KONMUŞTUR.DUA EDİLEN HASTALARIN DİĞERLERİNE GÖRE DAHA ÇABUK İYİLEŞTİĞİ TESBİT EDİLMİŞTİR.

        TABİKİ SADECE DUA EDELİM BAŞKA HİÇBİR ŞEY YAPMAYALIM DEMİYORUM,

    ZATEN BÖYLE BİR DURUM DİNİMİZCE DE UYGUN KARŞILANMAMAKTADIR.

     

        YÜCE YARATICIYA DUA ETMEYİ VE ALLAH'TAN İSTEMEYİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYALIM 

    September 19

    BAŞÖRTÜSÜ...........

    Ben seni de sevmistim ama......
    Basindaki örtüyü cok farkli sevdim.
    Tesettüre girmeni sevdim.
    Kalbindeki imani Kur´an okumani namazi kilmani sevdim.
    Bir Nene Hatun´a ve bir de Zeynep el Gazili´ye benzemeni sevdim.
    Hatirlar misin bana derdin ki´´Benim basörtüm ne zaman özgürlüge kavusacak
    Ve ne zaman gözyaslarim dinecek?´´
    Simdi ne oldu sana ne oldu da cok degistin.
    Namazi kilmaz oldun Kur´an´i okumaz oldun tesettüre girmez oldun
    Yilmis,yipranmis teslim olmussun,simdi soruyorum,
    Yakistimi sana ?Yakisirmi bize ve yakisirmi yürekli insanlara.....
    Söyle söyle be hey umudum söyle,
    Ben seni de sevmistim ama....
    Örtünmeni cok farkli sevdim.
    Hak icin yasamani sevdim.
    Kur´an´i ve namazi ögretmeni sevdim.
    Bir gül gibi rengarenk acmani ve etrafina nurlar sacmani sevdim.
    O senin basörtün var ya benim gönlümün sultaniydi
    Tesettüre girdiginde benim canimin caniydin
    Sana gerici dediklerinde,Seni kötülediklerinde.....
    Basörtün icin derse almadiklarinda, inan ki ben can evimden vuruldum?
    Ben seni de sevdim ama.....
    Allah(c.c.)´i sevmeni cok farkli sevdim,
    Hz.Resulü(s.a.v.)sevmeni sevdim.
    Bir Hz. Hatice Hz.Aise ve Hz.Fatima´yi örnek almani sevdim.
    Bir üniversite kapisinda basindaki örtünle direnmeni sevdim.
    Yigit kizlar mücadeleyi sürdürürken,sen basini actin
    degdi mi?
    Allah(c.c.)´in ve Hz. resulun(s.a.v) sevgisini kaybetmeye
    Bir diploma icin benim ve bizim sevgimizi kaybetmeye degdi mi?
    Söyle söyle be hey umudum...? 
     (ALINTI)
    September 04

    DUASIZ ÜŞÜR YÜREKLER

    Sana bir dua eden olsun
    Sen birine dua et!
    Duasız üsür yürekler...

    Biliyor musun?..
    Baskasına dua ettiginde, aslında sen kendine dua ediyorsun!
    Ne kadar çok kimse için dua edersen, o kadar çok KAZANIYOR YA DA
    KAYBEDIYORSUN!

    Çünkü melekler,
    Duan, rahmet ve hayr ise: " Bir misli de sana olsun, amin",
    Duan zulmet ve ser ise: " Bir misli de sana olsun, amin" derler...

    Dua: içimizle muhasebe olunacagimiz bir SIR dır..
    Bir ayna gibidir tıpkı, içimizi yansıtır bize..
    Rabb'e sunulan bir arzuhaldir dua, geri döner bize o kapılardan
    yüregimizce..

    Hep hayra dua edenlerin, maddeten ve manen hayırlara ermesi, serre
    dua edenlerinse, rahmetten mahrum kalması bundandır iste..

    Duasız üsür yürekler bil!..
    Sana bir dua eden olsun
    Sen birine dua et!

    Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanliklarını aydınlatan,
    sana ummadık kapılar açan..
    Bilmezsin kimin için ettigin duadır, seni böyle ayakta tutan...

    Hiç üsümesin yüreklerimiz için,
    Dualarda bulusalım..