MEHMET's profileKALP SEVMEKTEN YORULMAZPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    February 12

    Bize Aşkı Öğret Allah'ım!!!







    -

    Biz aşkı unuttuk Allah'ım
    Hatırlatasın diyedir bu yakarış

    Önce İbrahim'e öğrettin aşkı. Hiçbir öğretinin ve hiçbir numunenin olmadığı yalın bir zaman
    diliminde başladı hayata İbrahim. Tüm yakınları ve tüm gördükleri, görmediklerini inkâr eder
    haldeydi. Ama sen bırakmadın onu. Aşkı verdiğine aşkı yazgı kılmıştın çünkü. Vedûd bir ihsan
    ile yıldızları astın İbrahim'in göğüne. Zemheri akşamlarının alazında gözlerinin kıblesine bir
    avuç dua sürdün. O duaydı İbrahim'i yıldızlara mahfuz eyleyen. O yıldızlardı İbrahim'e güneşi
    gösteren. Güneş ki İsmail'in boynuna bilenmiş bıçağın üstündeki ağlayış.

    Ey İsmaili İbrahim;in aşkına kanıt eyleyen Rabbim. İbrahim ateşleri suya çevirirken biz serin
    sularda yanıyoruz. Ama biz seni unutsak ta sen bizi unutmazsın biliyorum. Bize de ateşleri
    güle çevirecek bir muştu ver, ey gök kuşlarının kanatlarına umut haleleri dokuyan Rabbim.
    Ver ki yeryüzüne adını fısıldayan güller yetişsin üzerimizde.

    Ey karıncanın göğsüne aşkı mimleyen Allah'ım!
    Yusuf'u gölge kıl güneşimize. Gömleğimizdeki kan lekeleri onun sevdasıyla dokunsun.
    Züleyha'nın yağmurları andıran güzelliğine karşı bize Yusufluk ver. Yalancı güneşlerin
    yaldızlarıyla aydınlanırken çağ, bizleri aşkın zindanında karanlığa mahkum et. En güzel
    rüyaları karanlığa en çok alışan gözlere nasip edersin biliyorum. Düştüğümüz bu kuyunun
    sonu yok Rabbim. Bize Yusuf;un ceylan karası gözlerinden damıttığın kavli rüyaları bahşet.

    Yakup eyle bize geceyi Rabbim. Sabrın ve inancın kesiştiği izdüşümde bize teslimiyetin
    esrarını ver. Acıdan kör olmuş bir çift göz ile aşkın sonsuz diyarını gözlemeyi nasip et.
    Kalbimize nisyan ile gömdüğümüz sırları ifşa et Rabbim. Gizli bir aşk koy gönlümüzün
    çerağına. Ki hazineler gizli olduğu için değerlidir biliyorum. Bize öyle bir Yakupluk verki; bir
    Yusuf için binlerce gözümüzü sabrın ateşiyle milleyelim.

    Bizleri sonsuz merhametinle cezalandır Rabbim.Biz ki bir Mim esrarında uyandık Nûn'a. Tüm
    harflerin ortasında üç harfin kudsiyetine iman ettik. Ve tüm süruriyetimizle ''ah minel aşk''
    dedik. Aşkı mukadder eyle kalbimize ey Aşkın Sahibi.

    Etrafımıza örülen tel örgülere karşı bize direnecek güç ver. Kınayanların karşısında Musa'nın
    âsâsı eyle kalbimizi. Tüm görkemli ihtişamların ve tüm işkencelerin arasında hepsine karşı
    koyabilecek bir inanç ver. Haykırmamıza ve bağırmamıza izin verme Rabbim. Meryem'e nasip
    ettiğin suskunluk ile beze sesimizin ehrâmını.

    Ve Muhammed. Aşkı var eylediğin güzellik aynası. Yetim bir ağacın yapraklarında ışıldayan
    nur halelerinin adı. Muhammed.

    Bize O'nun güzelliğinden sıçrayan tüm zerrecikleri nasip et Allah'ım. O ki aşksızlıktan taş
    kesilmiş bir şehrin taşlarına bile aşkı öğretti. Bilal'in göğsündeki kayadan dökülen
    gözyaşlarına şahidiz Yarabbi. Taif'li çocukların küçücük ellerinden fırlayan taşların hüznüne
    şahidiz Yarabbi. Şahidiz aşka ve aşkın imanına.

    Bize Peygamber'in ayak izlerinden derlenen gül kokularını nasip et. O;nun muhlis yüzündeki
    esrarı çiz gözlerimize. Biz aşkı unuttuk Allah'ım. Bize sevmeyi öğret. Tüm kainatı temizleyen
    bir rahmet yağmuru gibi. Tüm yağmurları ellerindeki duaya râm eyleyen Hak aşıkları gibi.
    Bize aşkı öğret Allah'ım.

    February 11

    KALBİN AYARI KAÇARSA

     

     

     

     

    Kalbin ayarı kaçarsa... Kalbin ayarı kaçarsa namaz insanı terk eder!

    Önce azaltır ziyaretlerini…

    Ekstraları keser; günde yalnızca beş kez uğrar.

    Sonra dörde indiriverir.

    Sabahın o sağaltan bereket ikliminden mahrum kalırsınız.

    İkindiler meşgaleye takılır, öğleyi de sürükler peşinden.

    Akşam nazlı bir gelinin duvağının ardındaki tebessüm gibidir.

    Kıymetini bilmez, zaman denen ırmağın akışına karşı müteyakkız olmazsanız,
    Sonunda o da göstermez olur yüzünü.

    Yatsıyı yitirmek geceyi direksiz bırakmaktır.

    Sabahı savsaklamanın gündüzü savunmasız bırakması gibidir bu.

    Evrenin her an başınıza yıkılabileceğini duyumsarsınız alıp verdiğiniz her nefeste. "Oruçsuz neş'esiz" kalıverirsiniz sonra ortalıkta…

    Bindiğiniz dalları kesmekten beter, beslendiğiniz kökleri kurutursunuz.

    Namaz terk ederse sizi, sonunda oruç da bırakır.

    Önce bir iki delik, sonra kalbura döner kalbiniz...

    Namaz – oruç ikilisinin gurbetindeyseniz, reklam vermeye cömert elleriniz, zekat vermeye cimrileşir.
    Oysa zekat verebilmek dünyanın en büyük bahtiyarlıklarındandır.
    Bunu hak etmiyorsanız, mahrum bırakılırsınız.

    Verebiliyorsanız, hala sevinecek, hala avunacak bir şeyiniz kalmış demektir.

    Her an, önceki mevzileri kazanma gücüne kavuşabilir;

    Her an oruçla ve namazla ödüllendirilebilirsiniz.

    Önce zekat vermenin heyecanı terk eder kişiyi.
    Heyecanını yitirdiğiniz şeyi hepten yitik sayabilirsiniz.

    "İmanın halaveti" yitince geriye kuru şekiller kalır.

    Ruhu çoktan uçup gitmiş bir namazın,

    içi çoktan boşaltılmış bir orucun,

    esprisi kaybolmuş zekatın,

    anlamı kaymış haccın, cihadın ve kurbanın faydası mı, zararı mı çok kestirmek güçtür.

    Yitiğinin bilincinde olursa insan, onu yeniden arayıp bulmak, yeniden kazanmak için
    harekete geçebilir.

    Ya sahtesiyle değiştirilmiş kopya bir namaza, oruca, zekata, cihada tutunmuşsa bir ömür!

    Vah o kişinin haline..!